Nejat İşler: Kadınların ilgisi hoşuma gidiyor


Nejat İşler, ‘Kaybedenler Kulübü Yolda’ ile kutsal işi olarak gördüğü oyunculuğunu bir kez daha gösterecek. İşler, filmdeki repliklerden birinden yola çıkarak oldukça ilginç bir açıklamada bulundu: “Bana delikanlılığı konduruyorlar ama hiç alakam yok. Yakınından geçmedim”


Nejat İşler, HT Magazin’den Mehmet Çalışkan’ın sorularını yanıtladı.

Oyunculuğa başladığı günden bu yana başrolde ondan daha çok oyunculuk yapan olmadı.

En verimli olduğu dönemde bir gün “Çoklu organ yetmezliğiyle birlikte seyreden ve yüksek hayati riskin oluşabildiği klinik bir tablo olan septik şok saptandı” dedi doktorları…

Herkes şoka uğradı.

Hastalık kimseye yakışmaz. Yakışıklı, karizmatik ve cevval bir adama daha bir yakışmamıştı.

Karanlık günleri geride bıraktı.

Taburcu olduktan sonra yerleştiği

Bodrum’da yeni hayatı için yola çıktı.

O günden bugüne rol aldığı filmlerle hayata yeniden asıldı.

Çünkü oyunculuk onun için sadece bir meslek değil. Hayatının anlamı, ruhunun şahdamarı.

Nejat İşler…

‘Kaybedenler Kulübü Yolda’ ile yaşama arzusunu yeşertti, hayatına bir kez daha anlam kazandırdı.

‘Kaybedenler Kulübü’ 7 yıl önce 485 bin kişi tarafından izlenmişti. İlgi görmesine rağmen ikincisi için neden bu kadar beklendi?

Aslında gişesi daha fazla olması gerekiyordu. Sonradan keşfedilen filmlerdendi. 7 yılda Yiğit de (Özşener) ben de biraz büyüdük. Yiğit’in ifadesiyle ‘Uğramak güzel.’

Sizce neden sonradan keşfedildi ve kült film haline geldi?

Özgür olmasıydı. Bu aralar öyle film pek fazla yok. Öyle değil mi? Bizim yol göstermemiz, insanlara kendilerini özgür hissettirmemiz ve ‘Böyle hayatlar da var’ diyebilmemiz lazım. Çünkü televizyon ve televizyona benzer işler gördüğümüz sinema salonlarında bir hayat yaratılıyor. Ama aslında sadece o kadar değil. Başka hayatlar da var. Başka hayatların da olduğunu göstermenin peşindeyiz.

Filmde ‘Delikanlı adam doğru zamanda, doğru yerde olmaz. Delikanlıysan doğru zamanda, yanlış yerde ol bakalım’ şeklinde bir replik var. Ne demek bu?

Bu aslında büyük bir şaka.

Peki delikanlı bir adamda hangi özellikler olmazsa olmazdır?

Vallahi daha delikanlılığın yakınından geçmedim. Hiç bilmiyorum.

Niye öyle diyorsunuz?

Öyle büyümedim, öyle biri olmadım ve bunu iddiaedemem. Bana delikanlılığı konduruyorlar ama hiç alakam yok.

Mesleğinizde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Çalışkan olduğumu söyleyebilirim. Çalışkan bir adamımdır, işimi seviyorum. Osman F. Seden, Kartal Tibet, Atıf Yılmaz, Müşfik Kenter gibi isimlerle çalışarak başladım. Mesleğimi 25 yıldır çok severek yapıyorum. Başka bir meslek yapıyor olsaydım şimdi emekli olmuştum ve maaş alıyordum.

Ekonomik sıkıntınız mı var?

Hayır, kazancım yetiyor. Kendi kendime öyle bir denge tutturdum. Dizilere de girebilirim bu arada. Film süresi kadar. 6 haftalık işlere girebilirim. Daha fazla yapamam. Misafir oyunculuk yapabilirim. İşimde belli bir konfora ulaştım ve bu işin doğrusu da budur. Ben ideal olanın peşindeyim. Dizilerde yıllarım geçti. Şimdiye kadar 19 film, 23 dizide rol almışım. Gazetelerin haberlerine bakarsan trilyoner olmam gerekirdi ama öyle değil. Yine çalışmam gerekiyor.

Oyunculuğa üstatlarla başlamanın size sağladığı en önemli kazanç ne oldu?

Onlardan edindiğim şey iş ahlakı oldu. Başka da bir şey olmadı.

Sizin için ‘Kamera karşısına geçtiği zaman bambaşka biri oluyor’ deniyor. Ne demek isteniyor?

Evet, çok çalışırım. Çünkü set benim evim.

Tatmin edecek kadar çalışma olanağını bulabiliyor musunuz?

Şimdi zamanlama anlamında biraz oturmaya başladı. Yılda iki film çekecek kadar zamanım var. Bir filmin
hayatıma girmesi ve çıkması ortalama 5-6 ay sürüyor. Yılda iki film iyidir, tatminkârdır. Kendimi konforlu bir yerde görüyorum.

O konfora sahip olmak için neler yaptınız, çok mu çalıştınız?

Büyük ihtimalle öyledir. Hayat beni bir şekilde oraya getirdi. Bir de dediğim gibi 25 yıl geçti. Herkesi tanıyorum, yavaş yavaş herkes de bir şekilde beni tanıyor. İşi nasıl yaptığımı bildikleri için beni çağırıyorlar. Allah’a şükür…

Erol Avcı’nın yapımcısı olduğu, Mehmet Ada Öztekin’in yazıp yönettiği ‘Kaybedenler Kulübü’ serisinin ilkinde Nejat İşler ve Yiğit Özşener’e Ahu Türkpençe eşlik etmişti.

‘Daima hayat kazanır’

Sanatla paranın bir final maçına çıktığını hayal edelim. Kim kazanır?

Böyle bir ikili seçime gitmem. Daima hayat kazanır. ‘En büyük sanat, yaşama sanatıdır’ sözü çok hoşuma gider. Buna her şeyi dahil edebilirsin. Örneğin hayatta mıyım? Evet. Güzel yemekler yiyebiliyor muyum? Evet. Güzel kadınlarla görüşüyor muyum? Hemen hemen.

‘Hemen hemen’… Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?

Yaşlandım artık. Yorgun hissediyorum. Yaşlandım diye çok ağlıyorum galiba ama yorgunum. Başka bir şeyden değil Allah’a şükür.

Kadınların sizi rahat bırakmadığını biliyoruz. Tavrınız ne oluyor?

Çok hoşuma gidiyor. Ben rahatsızlık duymuyorum.

‘Vatanını seven çok çalışır’

Bir sanatçının en önemli misyonu ne olmalı? Sen ne olmasını isterdin?

Atatürk’ün ‘Sanatçı, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır’ sözündeki gibi olmasını isterdim. Atatürk’ün başka bir lafını söyleyeyim; ‘Vatanını en çok seven kişi işini en iyi yapandır.’ Ben işimi iyi yaparım.

Kariyerinizde kaybedenler mi yoksa kazananlar kulübünde misiniz?

‘Kaybedenler Kulübü’nde sevdiğim bir laf vardır. ‘Sezar, Paris’e giriyor. İdeali o. Peki ya sonra?’ Mesleğimde hemen hemen ulaşabileceğim her noktaya ulaştım. Yeni noktaları merak ediyorum. Oralar için heves yeşertmediğim anda kaybedenler kulübüne girerim işte. Çünkü yol bitmiş, sona varılmış olur. O noktada değilim, yeni yerler bakıyorum. Büyük İskender’in dediği gibi ‘Ya yeni bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız.’ Sonuç olarak tabii ki kazananlar kulübündeyim. Eyüp’ten çıkan bir çocuk olarak düşünsene beni. Geldiğim yere bak.

Mesleğinizde çeyrek asrı geride bıraktınız. Deneyimlerinizi, bilgilerinizi ve hayallerinizi neden senaryo haline getirmiyorsunuz?

Teklif geldiği sürece bu işi yaparım. Çünkü oyunculuk yaparken kendimi çok iyi hissediyorum. Oyunculuk, benim kutsal işim, kendimi en iyi ifade edebildiğim alan. Çok kıyak bir meslek. Bir gün ‘Bu lavuk yaşlandı, artık olmuyor’ denirse yazarlık ve yönetmenlik de yapabilirim. O ana kadar büyük bir hevesle ve mutlulukla oyunculuk yapacağım.

Nejat İşler, ‘Kaybedenler Kulübü Yolda’ için ‘İzleyenlerin hayatlarında en azından iki saat boyunca iyi hissedeceklerini garanti edebilirim’ yorumunu yaptı.

‘Kazananlar kulübündeyim’

Hayat açısından hangi kulüptesiniz?

Büyük ihtimalle onda da kazananlar kulübündeyim. Hayatım hemen hemen istediğim gibi gitti.

Hayatınızla ilgili bundan sonrası için planlarınız nelerdir?

Dünyayı dolaşmak istiyorum. Bunu da işimden bağımsız düşünemiyorum. Asla inzivaya çekilmem. Öyle bir şeyin ne imkânı var ne de ihtimali. Öyle görünmüyor olabilir ama aksine çok çalışıyorum. Bodrum’da yaşamaya başlamam inzivaya çekildiğim yönünde düşüncelerin oluşmasına neden oldu ama tam aksi. Daha çok çalışabilmek için Bodrum’a yerleştim. İstanbul’da çalışılmıyor ki.

Neden çalışılmıyor?

Herkesin bir fikri var ve bunlar genel geçer şeyler. Beni onlar değil hikâye ilgilendiriyor.

Yine bir aykırılık emaresi seziyorum. Siz aykırı bir tip misiniz?

Aslında işe başladığımdan beri böyle bir durum var. Aykırı gibi görünen tipleri oynuyorum ve onları hayata kazandırıyorum. Aykırılık biraz üzerime yapıştı. Çünkü kötüyü de iyi canlandırmaya çalışıyorum. ‘Hayatta bunlar da var’ demeye çalışıyorum.
Hocam Müşfik Kenter’den öyle gördüm.

Kariyerinizi ve hayatınızı tamamen siz mi planlıyorsunuz?

Tavsiye alınır ama insan yine kendi bildiğini okur. Ben hep öyle yaptım. Bundan sonra da öyle olacak gibi görünüyor.

‘Bana sevmeyi ve bir şeylere bağlanmayı öğretmediler’ diye çok ünlü bir ifadeniz var. Artık öğrendiniz mi?

Adıma atfedilen sözlerden doğru olanı. Bize bir tek hayatta kalmayı öğrettiler. Sevmeye zaman yoktu ki. Ailede de, okulda da… Karşımızda Atatürk vardı, hep ona baktık. İlerisi için bize bir bilgi verilmedi. Çünkü öyle konforlu bir yerde yaşamıyoruz. Burası hep karışık. Allah kahretsin, hiç durmadı. Bir dursa… Sevmeye, bahçeye bir şeyler ekip sulamaya da zamanımız
olacak. Hepimiz sürekli hayatta kalmak için çabalamak zorundayız. Biz sadece nefes almak için çabalıyoruz.Hiçbir hayat kalitemiz yok. Git evinde bir kaktüse bak. Git sevgiline bak, çocuğuna bak… O bile yok. Evli ve çocuklu tanıdıklarım var. Bence hâlâ sadece nefes alıyorlar o kadar.

Gümüşlükspor’un başkanlığını neden bıraktınız? Sponsor bulunamadığı için mi?

O ara yalnız kaldım. Kimseyi de suçlamıyorum. 15 Temmuz oldu. Verilen sözler tutulamadı. Onları anlayabiliyorum. Ekonomik açıdan yalnız kaldım. Zaten bu işin başı ekonomi. Yalnız kalınca daha fazla götüremedim. Çok seviyordum. Hem spor, hem de eğitim. Dünyanın en güzel şeyi. Çocukları yalnız bırakmadım, dışarıdan destekliyorum. (Fotoğraflar: Özlem Özçelik)

HAKKINDA

Film: 19

Dizi: 23

Ödül: 7

Kitap: Gerçek Hesap Bu

‘KAYBEDENLER KULÜBÜ YOLDA’ FRAGMANI:

Kaybedenler Kulübü Yolda – Fragman

 

 

 

Kaynak: HaberTürk